Bazı yolculuklar vardır… Bir şehirden diğerine gitmezsiniz. Bir mevsimin içine girersiniz. Sonbahar geldiğinde Karadeniz’in dağları sessizce renk değiştirmeye başlar. Yazın yeşili yerini sarıya, turuncuya ve kızılın binlerce tonuna bırakır. Sabahları sisler vadilerin üzerine iner, göller ağaçların renklerini aynalarında saklar, yaylalarda zaman yavaşlar. İşte biz de bu kez Şavşat’ın sonbahar hikâyesinin peşine düşüyoruz.
Süre
4 Gece 5 Gün
Kalkış
ANKARA
Kategori
Yurt İçi
Kontenjan
18 kaldı
21-10-2026 Ankara AJET VF 4268 06:20
Bazı yolculuklar vardır… Bir şehirden diğerine gitmezsiniz. Bir mevsimin içine girersiniz. Sonbahar geldiğinde Karadeniz’in dağları sessizce renk değiştirmeye başlar. Yazın yeşili yerini sarıya, turuncuya ve kızılın binlerce tonuna bırakır. Sabahları sisler vadilerin üzerine iner, göller ağaçların renklerini aynalarında saklar, yaylalarda zaman yavaşlar. İşte biz de bu kez Şavşat’ın sonbahar hikâyesinin peşine düşüyoruz.
Hikâyemiz Arhavi'de başlıyor. İlk durağımız Çifte Köprü…
Tarihî taş köprülerin çevresindeki ormanlarda sonbaharın ilk renklerini karşılıyor, ardından ormanın derinliklerine doğru ilerliyoruz. Yolumuz bizi Mençuna Şelalesi'ne götürüyor. Şelalenin sesi, ağaçlardan düşen yaprakların hışırtısına karışıyor. Nemli orman havasını içimize çekerek doğanın içinde yürürken Karadeniz'in sonbaharını ilk kez gerçekten hissetmeye başlıyoruz.
Sonra karşımıza Borçka Karagöl çıkıyor. Dağların arasında saklanan gölün çevresindeki ağaçlar sarı, turuncu ve kızıl renklere bürünmüş. Gölün sakin yüzeyine düşen her renk, adeta doğanın kendi tablosunu oluşturuyor. Fotoğraf makinelerimizi çıkarıyoruz. Çünkü bazı manzaralar vardır… İnsan gördüğü anda fotoğrafını çekmek ister. Günün sonunda dağların arasından yükselerek Maçahel'e ulaşıyoruz ve sonbahar masalımızın ilk gecesini burada geçiriyoruz.
Konaklama: İremit Pansiyon veya benzeri
Sabah Maçahel'in serin havasıyla güne başlıyoruz.
Bugün doğanın yanı sıra bölgenin kültürel mirasının izlerini takip edeceğiz. İlk durağımız İremit Camii. Ardından Yavuzköy Seyir Terasına çıkıyoruz. Aşağıda Şavşat'ın vadileri… Karşımızda dağlar… Etrafımızda sonbaharın renklerine bürünmüş ormanlar… Ve eğer şanslıysak, vadilerin üzerine çöken sis.
Bir süre hiçbir şey söylemeden sadece manzarayı izlemek istiyoruz. Çünkü bazı yerlerde kelimeler gereksizdir.
Sonrasında rotamız Tibetli Kilisesi. Doğanın içerisinde yüzyılların izlerini taşıyan bu tarihî yapı, sonbaharın renkleriyle çevrelendiğinde bambaşka bir görüntüye kavuşuyor. Tarih ve doğa, Şavşat'ta aynı hikâyenin içinde buluşuyor.
Konaklama: Yeşil Vadi veya benzeri
Bugün hikâyemizin en renkli sayfalarından birini açıyoruz.
Rotamız Bazgiret. Sonbaharın serin havası eşliğinde yaylalara doğru ilerliyoruz. Ardından Bazgiret Şelalesi… Suyun sesi eşliğinde kısa bir doğa yürüyüşü gerçekleştiriyoruz.
Sonra Gamaşet Mahallesi. Orman yollarında ilerlerken ayaklarımızın altında sarı yapraklar, başımızın üzerinde sisler ve karşımızda Karadeniz'in dağları… Burada yürümek, sonbaharın içinde yürümek gibi.
Günün finali ise Şavşat Karagöl. Gölün kıyısına ulaştığımızda etrafımızı sessizlik sarıyor. Ağaçların renkleri göle yansıyor. Rüzgâr hafifçe esiyor. Ve insan bir an için dünyanın geri kalanından tamamen koptuğunu hissediyor.
Konaklama: Yeşil Vadi veya benzeri
Bugün yaylaların peşindeyiz. Kocabey Yaylası ile başlayan yolculuğumuzda sonbaharın dağlardaki izlerini takip ediyoruz.
Ardından Sahara Milli Parkı. Ormanların arasından ilerlerken mevsimin bütün renkleri karşımıza çıkıyor. Bazen sarı… Bazen kızıl… Bazen hâlâ yazdan kalan yeşil… Doğa adeta bütün renklerini aynı anda kullanıyor.
Ve günün finalinde Aşıklar Tepesi. Şavşat'ın dağlarına ve vadilerine karşı durup geriye baktığımızda, dört gündür geçtiğimiz yolları hatırlıyoruz. Şelaleler… Göller… Ormanlar… Yaylalar… Ve sisler… Masalın sonuna yaklaşırken Şavşat'ın neden unutulmaz olduğunu bir kez daha anlıyoruz.
Konaklama: Yeşil Vadi veya benzeri
Ve hikâyemizin son günü…
Sabah rotamız Meşeli Kışla Yaylası. Sonbaharın serin havası içerisinde yayla yollarından geçiyoruz.
Ardından Rutav Gölü ve Balık Gölü. Dağların arasında saklanan göllerin kıyısında son kez doğanın sessizliğini dinliyoruz.
Artık dönüş zamanı yaklaşırken son durağımız Cehennem Deresi Kanyonu. Kayalıkların arasından yükselen kanyon manzarası, yolculuğumuzun final sahnesini oluşturuyor.
Ve sonra dönüş yoluna çıkıyoruz. Şavşat geride kalıyor. Ama yanımızda; göllerin yansımaları, sislerin içindeki dağlar, sarı yaprakların hışırtısı, yaylaların sessizliği ve beş günlük bir sonbahar hikâyesi kalıyor.
🍁 SONBAHARIN BİR RENGİ DAHA VAR…
O da hatıralar. Bir göl kenarında çekilen fotoğraf…
Sislerin arasından görünen bir dağ…
Yol boyunca edilen sohbetler…
Yağmurdan sonra gelen toprak kokusu…
Bir yaylada içilen sıcak çay…
Ve hiç beklemediğiniz bir anda karşınıza çıkan o manzara…
Şavşat'ı unutulmaz yapan belki de tam olarak budur.
Burada doğa sadece seyredilmez.
Dinlenir.
Hissedilir.
Yaşanır.
Tur Hareket Noktası
21-10-2026 Ankara AJET VF 4268 06:20
Tur programı adresine gönderildi!
Otel Paketini Seçin
Tarihler & Fiyatlar sekmesinde ekonomi veya konfor paketi seçin
Tarihi Belirleyin
Sağdaki rezervasyon panelinden kalkış tarihi ve yolcu sayısını girin
Rezervasyon Onayı
Yolcu bilgilerini doldurun ve güvenli ödeme ile tamamlayın
ANKARA ESENBOĞA HAVALİMANI
Bazı yolculuklar vardır… Bir şehirden diğerine gitmezsiniz. Bir mevsimin içine girersiniz. Sonbahar geldiğinde Karadeniz’in dağları sessizce renk değiştirmeye başlar. Yazın yeşili yerini sarıya, turuncuya ve kızılın binlerce tonuna bırakır. Sabahları sisler vadilerin üzerine iner, göller ağaçların renklerini aynalarında saklar, yaylalarda zaman yavaşlar. İşte biz de bu kez Şavşat’ın sonbahar hikâyesinin peşine düşüyoruz.
🍁 HİKÂYEMİZ ARHAVİ’DE BAŞLIYOR… Yolculuğumuzun ilk sayfasını Çifte Köprü ile açıyoruz. Taş köprülerin üzerinden geçerken etrafımızdaki ormanların değişen renklerini izliyoruz. Ardından yolumuz bizi Mençuna Şelalesi’ne götürüyor. Ormanın derinliklerinden gelen su sesi… Islak toprak kokusu… Ağaçların arasından süzülen sonbahar ışığı… Ve yere düşen ilk sarı yapraklar… Sonra Borçka Karagöl çıkıyor karşımıza. Belki de yolculuğun ilk büyük sürprizi burada bizi bekliyor.
Gölün üzerinde tek bir dalga bile yoksa, ağaçların sarı ve kızıl renkleri suya yansıyor. Sanki doğa, kendi resmini gölün üzerine çizmiş gibi… Akşam olduğunda dağların arasından yükselerek Maçahel’e ulaşıyoruz. Ve hikâyemizin ilk gecesi burada başlıyor.
🌫️ SONRA SİSLERİN İÇİNE GİRİYORUZ… Sabah olduğunda Maçahel başka bir dünyaya dönüşmüş olabilir. Dağların arasında dolaşan sisler… Ahşap evlerin üzerinde tüten dumanlar… Ormanların arasından geçen yollar… Ve sonbaharın sessizliği… Bazgiret yönüne ilerliyoruz. Ardından Bazgiret Şelalesi ve Gamaşet Mahallesi… Yürüyüşümüz sırasında ayaklarımızın altında kuru yaprakların sesi eşlik ediyor bize. Bazen sislerin arasından bir dağ beliriyor. Bazen uzakta bir yayla evi görünüyor. Ve insan bir süre sonra fark ediyor: Burada acele etmeye gerek yok. Çünkü Şavşat'ta doğa, kendisini görmek isteyenlerden biraz sabır istiyor. Günün sonunda Şavşat Karagöl… Sonbaharın en güzel yüzlerinden biriyle karşılaşıyoruz. Gölün kıyısında durup etrafımıza baktığımızda, şehirlerin gürültüsünden ne kadar uzaklaştığımızı anlıyoruz.
🍂 TARİH, ORMAN VE MANZARA… Ertesi gün hikâyemiz başka bir sayfaya geçiyor. İremit Camii… Ahşap mimarinin ve bölgenin kültürel mirasının izlerini taşıyan bu özel duraktan sonra Yavuzköy Seyir Terası’na çıkıyoruz. Şavşat ayaklarımızın altında… Dağlar karşımızda… Sonbahar renkleri her yerde… Ardından doğanın içinde saklanan Tibetli Kilisesi. Yüzyılların sessizliğini taşıyan bu tarihî yapı, sarı ve kızıl ormanların arasında bizi geçmişe götürüyor. Burada zamanın nasıl geçtiğini anlamak zor. Çünkü Şavşat'ta doğa ve tarih aynı hikâyenin iki ayrı cümlesi gibi.
🍁 YAYLALARIN SESSİZLİĞİ… Sonraki gün rotamız Kocabey Yaylası ve Sahara Milli Parkı. Sonbaharın serin havası eşliğinde yaylalara çıkıyoruz. Bazen güneş… Bazen sis… Bazen bulutların arasından süzülen ışık… Ve her yerde sonbaharın renkleri. Günün sonunda Aşıklar Tepesi. Burada manzara biraz daha farklı. Uzaklara baktığınızda Karadeniz'in dağları birbiri ardına uzanıyor. Belki de yolculuğun en güzel fotoğrafını burada çekiyoruz.
Ama bazı manzaralar fotoğrafa sığmıyor. Bazılarını sadece hatırlamak gerekiyor.
🍂 VE HİKÂYENİN SON SAYFASI… Son gün… Meşeli Kışla Yaylası. Ardından Rutav Gölü ve Balık Gölü. Dağların arasında ilerledikçe Şavşat'ın sonbahar renkleri yavaş yavaş geride kalmaya başlıyor. Son durağımız Cehennem Deresi Kanyonu. Derin kayalıkların arasında yolculuğumuzun son manzarasını izliyoruz. Ve artık dönüş zamanı. Belki valizimizde birkaç parça eşya var. Ama yanımızda çok daha fazlasını götürüyoruz: Sislerin içinden geçen yolları… Göllerdeki sonbahar yansımalarını… Yaylalardaki sessizliği… Ormanların sarı ve kızıl renklerini… Ve beş gün boyunca yaşadığımız o güzel hikâyeyi…
🍁 ŞAVŞAT'I ANLATMAK ZOR… Çünkü Şavşat sadece görülecek bir yer değildir. Şavşat hissedilir. Bir sabah sisinde… Bir gölün sessizliğinde… Yaprakların hışırtısında… Yayla yolunda… Ahşap bir evin penceresinden yükselen sıcaklıkta… Ve sonbaharın renk değiştiren ormanlarında… Bu sonbahar, doğanın hikâyesine misafir oluyoruz. 🍂 ŞAVŞAT YAYLALARI SONBAHARIN RENKLİ MASALINA DAVETLİSİNİZ.
ÖĞLEN YEMEKLERİ HARİÇ TURUMUZ HERŞEY DAHİL PAKETTİR.
KONAKLAMALI TURLARDA İPTAL VE DEĞİŞİKLİK ŞARTLARI
Konaklamalı turlarda;
• Tur başlangıç tarihinden 30 gün ve daha önce yapılan iptallerde ücretin tamamı iade edilir. • 30 gün ile 15 gün arasında yapılan iptallerde toplam ücretin %50’si iade edilir. • Tur başlangıcına 15 günden az süre kala yapılan iptallerde ücret iadesi yapılmaz. 8. Tur ücretine dahil olmayan yemeklerde rehberimiz misafirlerimize restoran önerisinde bulunabilir. Ancak misafirlerimizin önerilen işletmelerden hizmet alma zorunluluğu bulunmamaktadır. Program akışını aksatmamak şartıyla misafirlerimiz tercih ettikleri yerlerde yemeklerini yiyebilirler.
İki Kişilik Oda (k.b.)
35.000 ₺
Tek Kişilik Oda
40.000 ₺
Çocuk
35.000 ₺
İki Kişilik Oda (k.b.)
35.000 ₺
Tek Kişilik Oda
40.000 ₺
Çocuk
35.000 ₺
İki Kişilik Oda (k.b.)
35.000 ₺
Tek Kişilik Oda
40.000 ₺
Çocuk
35.000 ₺
Tarihin en kadim topraklarında, medeniyetlerin izini sürmeye hazır olun… Bu özel tur programında, Diyarbakır ve çevresinde yer alan binlerce yıllık uygarlıkların mirasını keşfederken; kutsal dağlardan antik mağaralara, görkemli kalelerden efsanelerle örülü yapılara uzanan benzersiz bir yolculuğa çıkıyoruz.
Taşın dile geldiği, dinlerin ve dillerin buluştuğu Mardin sizi çağırıyor! Mezopotamya Ovası'na hâkim sarı taş sokakları, medreseleri ve binlerce yıllık tarihiyle bu şehir, Süryani, Arap, Kürt, Türk ve Ermeni kültürlerinin ortak hazinesidir. Bu özel programla; Eski Mardin'in büyüleyici atmosferini, Midyat konaklarını, dünyanın en eski aktif manastırı Mor Gabriel'i, Dara Antik Kenti'ni ve Roma'nın gizemli sınır garnizonu Zerzevan Kalesi'ni keşfedeceğiniz unutulmaz bir yolculuğa çıkın.